Beş günlük bir proğram sebebiyle Paristeyim. Haziran ayı olduğu için hava genel itibariyle güzel. Yağmur yağdığı da oldu. Haftalık “ulaşım kartı” aldığım için, metro ve tramvayı kullanıyorum çoğunlukla. Hatlar eski ama çok iyi işliyor. Porte De Choisy istasyonunun hemen yanında bir otelde kalıyorum. Merkeze trenle yirmi dakika uzaklıkta. Tam bir Asyalı bölgesi kaldığım yer. Burada yaşayan her üç kişiden biri burası kökenli değil sanıyorum. Polis arabaları korkunç rahatsız edici bir sirenle gece gündüz heryerde dolaşıyor. Büyük ihtimalle bu bir güvenlik politikası. Olağanüstü hal uygulaması devam ediyor Fransa’da uzun zamandır. İki gün önce, biraz uzağımda tam Notre Dame kilisesinin önünde bir kişi polise çekiçle saldırdı. Polis sendeledi ve hemen vurdu saldırganı. Sonrasında bir panik, kıyamet koptu. İki gündür buradaki haber siteleri sürekli bu haberi ve yorumları veriyor. Suriyeli mülteciler var yardım isteyen etrafta ama sadece belirli yerlerde, ve seçilmiş oldukları çok belli. Bizde ki gibi her türden Suriyeli mülteci yok. Cami olmayacağını tahmin etmek zor değil ama mescit aradım, bulamadım uzunca süre. Sonra, Jussieu da büyük bir cami buldum ve gölüm huzur doldu. Yatsı öncesiydi. Camideki hava, şaşaalı dönemini tarihte bırakmış ve bir daha umudu olmayan iklimin havasını taşıyordu. Kısa sürede hüzün doldu içime. Caminin içi ve dışı kederli müslümanlarla doluydu.

 

© Copyright 2015 Şems Çakıroğlu. All Right Reserved.

Yukarı